Vira bismillah! – Demokrat Kocaeli Gazetesi

Bugün 1 Eylül…

Dünya Sulh Günü.

Güz mevsiminin ilk günü…

Ve…

Denizlerde avlanma yasağının sona erdiği, yeni av sezonunun açıldığı gün.

Denizlerde avlanma yasağı dün gece yarısı sonlanmış oldu.  

Günlerdir yeni av sezonu için hazırlık icra eden balıkçılar, denize açılmayı, ağlarını balıkla doldurmayı sabırsızlıkla beklemişti.

Balıkçılar denizlerine kavuştu.

Vira bismillah!

Şimdi dört gözle beklenen şu:

Denizin bereketi olacak mı?

Ağlar balıkla dolacak mı?

Halk, ucuz balık yiyebilecek mi?

Karadeniz’den şu günlerde ‘Çingene Palamutu’ tabir edilen ufak palamut çıkıyor.

Her yerde oltayla yakalanıyor.

Palamutların boyu 25-30 santim arası. 50 gramdan 250-300 grama kadar balık var, fakat aşırı oranda palamut yok.

Balıkçılara bakılırsa bu yıl palumutun tanesi 20-30 liradan  adım atar, 80-100 TL’ye kadar çıkabilir.

Palamut için karamsar bir tahmin yapılırken, sarıkanat, lüfer ve hamsinin bolca olması umut ediliyor.

Benim de üç favori balığımdır bunlar. Sarıkanat, lüfer ve hamsinin bolca olmasını ben de sabırsızlıkla temenni ediyorum.

Geçen yıl bir de müsilaj meselesi yaşamıştık.

Deniz salyası balıkları Karadeniz’e kaçırdı.

Marmara’da etkili olan deniz salyası istilası balıkların yer değiştirmesine sebep oldu.

Sarıkanat, istavrit şeklinde balıklar Karadeniz’e boşaldı.

Şu an Karadeniz’de görülmeyen balıklar var, bunlar Marmara’dan geldi.

Bu yıl palamut balığında pek bolluk olmayabilir, fakat öteki balıklarda ucuzlama olacak şeklinde görünüyor. 

Balıkçılara bakılırsa, bu yıl vatandaşın en fazla tüketeceği balık hamsi ve istavrit.

Öteki balıklarda ise bütçe meselesi.

Marmara ve Karadeniz’de durum bu şekilde.

Peki İzmit Körfezi’nde durum iyi mi?

Geçtiğimiz yıllarda körfeze binlerce kalkan ve levrek yavrusu salınmıştı.

Bunlardan yalnız biri geçenlerde oltaya takıldı ve bu vaka mahalli basına manşet oldu.

Aslına bakarsak tam tersi olmalıydı. Nerede bu yavru balıklar diye sorulmalıydı.

Bir zamanlar akvaryum şeklinde olan İzmit Körfezi, tam bir balık deposuymuş.

Bakın bir zamanlar, İstanbul Balık Haline İzmit Körfezi’nden avlanarak hangi balıklar gidermiş.

Öyleki birkaç kasa falan da değil hani… Kilolarca…

Barbunya, hamsi, istavrit, ıstakoz, izmarit, kalkan, kefal, kolyoz, levrek, mercan, sardalya, torik, orkinos…

Fok balığına, Marmara Denizi’nde, bilhassa de İzmit Körfezi’nde rastlanır imiş.

İzmit Körfezi, Marmara’nın varlıklı balık yatağıymış. Levrek, sinarit, mercan, karagöz, ispari, tekir, barbunya, kırlangıç, dil, pisi, Körfez’in yerli balıkları sayılırmış. Uskumru, kolyoz, palamut, torik, lüfer Körfez’e girerek yatak yaparmış.

Bu sayılan balık türlerinden kaçı bugün İzmit Körfezi’nde avlanabiliyor?

Bırakın avlanmasını, bu balık türlerinden çoğunun tekine dahi Körfez’de rastlamak mümkün değil.

Peki niçin?

Bir zamanlar Körfez’de bol miktarda av veren bu balıklar şimdi niçin yoklar?

Denize bırakılan binlerce yavru balık ne oldu?

Bu sorulara gerçekçi cevaplar verilmesi gerekiyor.

Yoruma kapalı.