Cemiyet köpeklere… ve kedilere gidiyor


Cinsel devrimcilerin siyasetini ve ideolojisini takip eden biri, işlerin nereye gittiğini oldukça öncesinden bilirdi ve bu hiçbir süre iyi görünmedi.

2014 kitabımda Tehlikeli İlişkiler, eşcinsel evlilik şeklinde şeyleri normalleştirip yasallaştırdığımızda kaçınılmaz olarak ortaya çıkan oldukça gerçek ıslak yokuştan bahsettim. Evlilik kurumunun kalbini ve ruhunu yok ettiğimizde her şey olur.

Ek olarak geç gerçekleşen öteki ‘evlilik’ çeşitleriyle ilgili bazı hikayeler de paylaştım. 2010’da bir Alman insanın iyi mi bulunduğunu not ettim. evli kedisini ve Ganalı bir kadının köpeğiyle iyi mi ‘evlendiğini’. Doğal ki, birlikteliği bu şekilde tekrardan tanımladığımızda, öteki her şeyi tekrardan tanımlamanın kapısı ardına kadar açık: sex, biyoloji ve gerçekliğin kendisi.

Trans devriminde olan da tam olarak budur. Bir hak kampanyasından gerçek yada biyolojik gerçekliğe dayanan her şeye karşı bir harbe geçti.

İnsanlar artık canlarını ne çekiyorsa onunla özdeşleşiyorlar. Bir adamın artık bir karı ve bir hanımı (hukuk) bir adam olarak tanımlayabilmesi oldukça eskidir. Birisi Boeing AH-64 Apache hücum helikopteri olarak tanımlamak isterse, kimi yargılayacağız?

İnsanların kendilerini hayvan olarak tanımlamaya başlaması şaşırtıcı olmamalı. Bununla beraber, bu tür kaygı verici psikoz bireylerle sınırı olan değildir. Hatta bu çılgınlığa hizmet eden okullarımız bile var. Bir Melbourne gazetesinin şu son manşetini düşünün: Melbourne’lü kız talebe kendini bir kedi olarak tanımlıyor ve okulu onun varsayılan kimliğini destekliyor.

Öykü açılır:

Öğrencilerin, zihinsel sıhhat gereksinimlerini desteklemek amacıyla okullarda hayvan kimliklerini canlandırmasına izin veriliyor. Melbourne’deki hususi bir okulda sekiz yaşındaki bir talebe kendini kedi olarak tanımlıyor ve okul ödevlerini yapmış olduğu sürece okul onun varsayılan kimliğini destekliyor. ‘Muhteşem parlak’ olmasına karşın, okulda sözlü olmadığı anlaşılıyor.

Aileye yakın bir kaynak, kimsenin öğrencileri hayvan olarak tanımlayan bir protokolü yok şeklinde görünüyor, sadece yaklaşım, okulu aksatmazsa, her insanın destekleyici olması şeklindeydi. ‘Davranış normalleşiyor. Artık giderek daha çok insan, “kürkler” de dahil olmak suretiyle, kendilerini neyle özdeşleştirmek istiyorlarsa onu tanımlıyorlar.’

Okul kaydı onaylamadı, sadece ‘akıl sağlığı, kaygı yada kimlik problemlerinden çeşitli sorunlarla başvuran’ öğrencileri bulunduğunu söylemiş oldu.

Okul, ‘Yaklaşımımız devamlı öğrenciye özeldir ve ustalaşmış tavsiyeleri ve öğrencinin iyiliğini dikkate alacaktır’ dedi. Bir süreliğine köpek olarak tanımlanan bir Melbourne psikoloğundan tedavi gören bir çocuk da var.

Burada görülecek bir şey yok. Bir talebe kendini bir kedi olarak tanımlarsa, biz kimiz ki itiraz edeceğiz? İşlerini onlar için kolaylaştıralım. Sonuçta, kendilerini dışlanmış hissetmelerini istemeyiz. Fakat bu zavallı kızın hakkaten gereksinim duyan şey, gerçek bir yardım ve öğüttür. Aksi takdirde, her şeyin nerede biteceğini kim bilebilir… Sonunda pençeleri çözülecek, kısırlaştırılacak ve köpekler tarafınca kovalanacak mı?

Bu tür bir delilik, hiciv sitelerinin işe başlaması için açık bir davettir. Ve bu bir tek ne oldu. Avustralya sitesi Şam Ayı Bu hikayeyi ele almak için asla süre kaybetmedi.

Haberi şöyleki aktardılar:

MELBOURNE, VIC – Melbourne’deki hususi bir dilbilgisi okulu, ‘kedi tanımlama’ öğrencilerine destek olmak için bir takım kedi dostu siyaset reformu duyurdu. Hareket, kendilerinin yanlışlıkla insan vücuduna yerleştirilmiş hayvanlar olduğuna kabul eden öğrencilerin ve onların tercihlerini yerine getirmek için çok arzulayan okulların sayısının artmasından sonrasında geldi.

Okulun müdürü Diedre Collins, uygulamaya konulmuş olan reformları deklare etti. Müdür Collins, “Kedi-öğrencilerimizi barındırmak için banyolara çöp kutuları yerleştirdiğimizi ve tüm diktatörlük politikalarını mırıldanma yansız dil ve zamirlerin uygulanmasını içerecek şekilde güncellediğimizi duyurmaktan coşku duyuyoruz” dedi.

‘Ek olarak fareyle yiyecek pişirme, hafifçe kovalama ve birinin yüzünde rahatça uyuma şeklinde bir takım yeni uzmanlık dersi başlattık. Gene de tamamen dürüst olmak gerekirse, bu trans-kedi talepleri ara sıra birazcık zorlayıcıdır. Otoriteye asla saygı duymuyorlar, kolayca dikkatleri dağılıyor ve büyük seviyede işe yaramaz olmalarına karşın devamlı övgü ve şımartılma arıyorlar.’

Victoria Eğitim Bakanı Natalie Hutchins MP, okulu övdü ve bölümün hayvan disforik evlatların daha yaygın olarak barındırılmasını düşünebileceğini belirtti.

Tüylü öğrencilerin sonunda Tanrı tarafınca korkulu ve mükemmel bir halde yapılmadıklarını anlamalarından daha çok memnun olamazdım.

Bu tüylü öğrencilere miyavlamayı reddeden yobaz okulların ve öğretmenlerin Hükümetin tüm pençesiyle yüzleşmelerini sağlayacağız. Ek olarak, 2024’te öğrencileri köpek olarak tanımlayabilecek daha karma bir düzenlemeye geçmeyi umuyoruz.

‘Sadece kurcalama, kovalama ve “dip koklama davranışının” kabulünü çoğaltmak için cinsel rahatsızlık politikalarımızı tekrardan gözden geçirmemiz gerekebilir.’ Ayrıca, gerçekten gülünç haberler nedeniyle hiciv yazmanın giderek zorlaştığı bildiriliyor.

Gerçek hikayeyi düzmece hikayeden ayırt etmek oldukça zorlaşıyorsa, cemiyet olarak tüplerin ne kadar aşağısına gittiğimizi görebilirsiniz. Geçmişte, kendilerini İsa Mesih yada Napolyon Bonapart zanneden insanoğlu, kendilerine yardım edilebileceği ümidiyle toplumdan uzaklaştırılırdı. Bugün onlar onaylanıyor.

Üzücü olan şu ki, sanrıları normalleştirdik ve kurumsallaştırdık. Aynı dönemde, biyolojinin, gerçekliğin ve gerçeğin bir anlam ifade ettiğini düşünenleri şeytanlaştırdık ve marjinalleştirdik.

Yürekli yeni dünyamıza hoş geldiniz. Bu mega kedi dövüşünün gelecek günlerde daha da kötüleşmesini bekleyin.

Ekleyeceğiniz bir şey var mı? Aşağıdaki münakaşaya katılın ve yorum yapın.

Yoruma kapalı.