Acelen varsa ne işin var Datça’da – Hürriyet

Ege ve Akdeniz girintili çıkıntılı koylarını Datça’dan da esirgememiş. Kimi zaman dik kayalarlarla, kimi zaman de altın kumlarla çevrilmiş 52 koy var Datça ve çevresinde. Bu koylar içinde tekneyle dolaşmak kesinlikle bir imtiyaz. En derindeki taşların bile seçilebildiği sularda yüzmek hakkaten değişik bir tecrübe. Datça’nın Ege’ye bakan tarafında Gökçeler Bükü, Ufak Çatı, Kızılağaç, Alavara, Çakal, Damlacık, Mersincik, Murdala ve İskandil koyları var. Palamutbükü, Akvaryum, Hayıtbükü, Kızılbük, Kargı, Karaincir, Sarı Liman, Günlücek ve Lindos ise Akdeniz’e bakan tarafta. Palamutbükü yarımadanın en meşhur plajlarından. Tekne turlarının da olmazsa olmaz rotası. Kargı Koyu’ysa Datça’nın akvaryumu olarak biliniyor.

Şimal rüzgârına kapalı olduğundan her daim denize girilebilir. Datça iki bölgeden oluşuyor. Dor kralının iki oğlu Datya ve Betya’nın adıyla anılıyor. Kral zamanında Datya’yı şimdiki Datça bölgesinde, Betya’yı da Datça’nın Batı ucundaki Betçe bölgesinde görevlendirmiş. Betçe olarak anılan, dünyanın en kaliteli bademlerinin yetiştiği bölgede Mesudiye, Zeytincik, Sındı, Yaka, Kumyer, Çeşme, Cumalı, Belen ve Yazı köyleri var. Bu bölgenin köylüsü kendisi için ‘Datçalıyız’ yerine ‘Betçeliyiz’ diyor. Yazları gündüzleri sıcak olan bu bölgede akşamları ılık ılık rüzgâr esiyor. Badem ve zeytin ağaçlarıyla dolu tüm bu köylerden sahile indiğinizde sizi turkuvaz koylar karşılıyor. Bugüne dek yüzdüğünüz tüm denizleri unutturacak güzellikteki koylar temizliği, serinliği, canlı çeşitliliği ve jeolojik yapısıyla kendine fanatik bırakıyor. Suyun altındaki cennete tanık olmak için yanınıza deniz gözlüğü ve kıyıdan rahat girebilmek için deniz ayakkabısı almayı ihmal etmeyin!

Bildiğiniz günbatımlarını unutun

Datça’nın en batı ucundaki Knidos Antik Kenti Akdeniz ve Ege’nin birleştiği noktada kurulu. Zamanı MÖ 2000’li yıllara dayanan Knidos, en fazlaca çıplak Afrodit heykeliyle tanınsa da bugün pek fazlaca şahıs büyüleyici günbatımı manzarası için burayı ziyaret ediyor. Yazları saat 20.15 şeklinde batan güneş antik liman kentine doğru kızıl bir elmas şeklinde parıldayıp ufukta gözlerden kayboluyor. Peşinden karşı uçtaki deniz fenerinin ışığı yanıp sönmeye başlıyor. Antik kentin ilk yerli halkı Karyalılar. Şehir en parlak döneminiyse Dorlar zamanında yaşamış. Knidos, bilim, mimarlık ve sanatta oldukça ileri bir kentmiş. Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoxus ve daha birçok dâhi kentte yaşamış. Datça Knidos Örenyeri sabah 8.30’dan 19.30’a kadar ziyarete açık. Giriş tutarı 25 lira. Müze Kart’la parasız. Günbatımını seyretmek için güvenlik görevlileri saat 21.00’e kadar müsaade ediyorlar.

Müziksiz tekne turu ne rahat şey

Datça’da yüksek müzik sesi olmadan bir tek rüzgâr ve Ağustosböceklerinin sesini dinleyerek sakin bir tekne turuna çıkmak mümkün. Palamutbükü sahilinden bineceğiniz Ballı Tour teknesi, ziyaretçilerine müziksiz tur hizmeti veriyor. 300 lira tur fiyatına yemekler dahil. Menüde vegan seçenekler de var. Kışın tarih öğretmeni olarak vazife meydana getiren teknenin kaptanı Ömer Ballı tur süresince Datça ve Knidos’un tarihini masal şeklinde konu alıyor. (0544) 2725324

Datça’ya karakterini veren güzel koylar

* Palamutbükü: Datça merkeze 30 km mesafedeki Palamutbükü upuzun, geniş plajı yardımıyla dinlence günlerinde kalabalık olsa da bunaltmıyor. Datça’nın en temiz, en gözde yerlerinden biri. Serin deniz sevenler için ideal. Sahil süresince birçok işletme olan Palamutbükü’nün en sol kısmındaki Bedya Beach uygun fiyata yiyip içip tüm gün sahilde zaman geçirmek için doğru adres.

* Kurubük Koyu: Datça’da denize girilebilecek en güzel koy. Berrak suyu yardımıyla aşağılarda yüzen balıkları çıplak gözle görmek mümkün. Palamutbükü’yle Mesudiye arasındaki Kurubük, turkuvazın en güzel tonlarına haiz. Herhangi bir işletmenin olmadığı koyda insanoğlu çoğu zaman kamp sandalyelerini kullanıyor. Koyda çadır oluşturmak ve karavanla konaklamak 31 Ağustos’a kadar yasak.

* Akvaryum Koyu: Palamutbükü sahilinden 500 metre sonrasında karşınıza çıkan Akvaryum, bilhassa çocuklu ailelerin tercih etmiş olduğu ufak ve kalabalık koylardan. Mahalli adı Gerence olan koyda yer bulmak için erken saatlerde gitmekte yarar var. Akvaryum Koyu’nda tesis yok. Renk renk şemsiye ve portatif sandalyeyle gelenler ağırlıkta. Bilhassa okulların açık olduğu eylül ayında tercih edilebilir.

* Karaincir Koyu: Datça’nın merkezine 19 km uzaklıktaki koy, sığ denizi ve ılık suyu yüzünden en fazlaca çocuklu aileler tarafınca tercih ediliyor. Datça’daki birçok taşlık sahile nazaran kumluk olan plaj bununla birlikte Mavi Bayrak sahibi. Plaj süresince dizili otel ve işletmelerden yeme-içme hizmeti alabilirsiniz. Bu işletmeler içinde leziz yemekleriyle ön plana çıkanlardan biri de Datça Doris Hotel Alavara Restaurant.

* Kargı Koyu: Datça’nın merkezine 3 km uzaklıkta olduğundan avantajlı. Koya girenleri okaliptüs ağaçlarının denize sarktığı mükemmel bir görünüm karşılıyor. Etrafı dağlarla çevrili olduğundan rüzgârsız ve dalgasız bir denizi var. Koyda her zevke uygun işletme mevcut. Gene çocuklu ailelerin çoğunlukla tercih etmiş olduğu koy, hafta sonları kalabalık olabiliyor. Fazladan serinlik istiyorsanız denize akan buz şeklinde derenin suyunda ne olursa olsun oturun.

* Ovabükü: Datça’dan 15 km uzaklıkta olan Mesudiye’deki Ovabükü uzun kumsalı ve birden derinleşen deniziyle öne çıkıyor. Teknelerin demir atmadığı koy gene Datça’nın en temiz noktalarından. Çevresindeki pansiyonlar ve 600 metrelik kumsalıyla en fazlaca tercih edilenlerden. Bilhassa yogacıların ilgi gösterdiği Ovabükü’ndeki Melinda Barıncak’da açık bir yoga stüdyosu var.

* Hayıtbükü: Datça merkeze 19 km uzaklıkta olan Mesudiye’deki koy, küçük olsa da kum plajıyla öne çıkıyor. Ovabükü Koyu’nun derhal tarafındaki Hayıtbükü, yemyeşil doğası ve kayalık yapısıyla görülmeye kıymet bir görünüm oluşturuyor. Palamutbükü’ne gore fazlaca daha kalabalık ve şezlonglar, şemsiyeler arası mesafe birbirine oldukça yakın olsa da refah verici bir yer.

Yoruma kapalı.